31 Mart 2021 Çarşamba

Zilker Botanik Bahçesi

Çocukluğumun Ankara’sında, ailecek gidip bütün bir günü güzel geçirebildiğimiz ve şehrin içinde yer alan 3 büyük park vardı. Bunlardan biri çok sık gittiğimiz; Çankaya’daki Botanik Parkı’ydı (Diğerleri de Atatürk Orman Çiftliği ve Gençlik Parkı). Belki de o günlerden kalma bir sevgi ve heyecanı, hala her botanik bahçesine gidişimde yaşıyorum.

Pandemi öncesi gezdiğim son botanik bahçesi Austin’in merkezinde yer alan Zilker Botanik Bahçesi’ydi. Uzun zamandır blogda anlatmayı düşünüyordum Zilker’i. Bu sabah instagramda güzel fotoğraflarını görünce; “haydi yazma günü bugün” deyip klavyemin başına geçtim.


Zilker Botanik Bahçesi fikri 75 yıl önce ortaya çıkmış, bu işe o yıl sadece 50 dolarlık bir fon ayrılmış. Sonra bağışlarla, kişisel çaba ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla 1964 yılında ziyarete açılmış ve yıllar içinde gelişmiş. Bahçe 28 dönüm (6.5 futbol sahası) üzerine kurulmuş. Yurtdışında gezdiğim diğer botanik bahçelerinden biraz farklı bir bahçe burası. Genelde botanik bahçeleri planlanırken açık alanda farklı toprak yapıları, kayalar kullanılarak farklı habitat ortamları yaratılır, o ortamlarda yetişebilen bitkiler ilgili adacıklarda bir arada yer alır. Kapalı alanda ise tropik-sıcak iklimi ve yüksek nemi seven bitkiler bulunur. Tabii bu botanik bahçeleri inşaa edilmeden önce planı yapılan bahçeler. Zilker Botanik Bahçesi ise şehirdeki klup faaliyetlerinin yürütüleceği bir merkez olarak düşünülmüş. Bağışlar, öneriler ve talepler sonrası yeni bölümler eklenerek bitki çeşitliliği zamanla artmış.



Bahçenin araç girişinin dışında sol tarafta zambaklar ve süsenler karşılıyor sizi. Aracınızı park ettiğinizde ise sukkulent ve kaktüslerin bulunduğu bölümle karşılaşıyorsunuz. Teksas sıcak iklimiyle bir çok kaktüs türüne ev sahipliği yapıyor. Austin'de evler arasındaki çayırlık ve meşeliklerde Aloe, Agave, Opuntia görmek ilk başta insanı şaşırtsa da zamanla gözünüz bu türlere hemen alışıyor.


Ilerleyerek ana binaya yaklaştığınızda, bina girişinde sizi dev bir havuz karşılıyor. Austin Pond Society tarafından düzenlenmiş havuzda çeşit çeşit nilüferler ve tatlı su bitkileri var. Biz eylül ayının başında gezdiğimizde hepsi çiçekliydi. Muhtemelen bahar-yaz boyunca tekrar tekrar çiçek açıyorlar. 


Ana binada (garden center) kütüphane, toplantı ve seminer salonu, hediyelik eşya dükkanı gibi bölümler gezilebiliyor. Hediyelikler arasında Teksas yabani bitkilerini anlatan kitaplar ve Teksas acı baklası (bluebonnet, Lupinus texensis) görselleri ile süslenmiş bardaklar, havlular, yastıklar, çanta ve t-shirtler var. Bizim botanik bahçesini gezmeye gittiğimiz gün, ana binada Austin Kaktüs ve Sukkulent Topluluğu’nun buluşma ve satış etkinliği vardı. Önce onu, sonra bahçeyi gezdik. Hava çok sıcaktı ve içme suyu alabileceğimiz bir yer bile bulamadık malesef. Çocukla gidecekler için yiyecek içecek yanında (her yer su olduğundan) terlik ve yedek götürmek şart. 




Bu bahçede karşılastığım yeni kavram xeriscape garden oldu. Xeriscape teriminin Türkçe karşılığı yok ama anlam olarak sulama ihtiyacını azaltan/ortadan kaldıran peyzaj/bahçecilik süreci olarak tanımlanıyor. Erişilebilir, bol veya güvenilir tatlı su kaynaklarına sahip olmayan bölgelerde teşvik ediliyormuş ve sulama suyuna erişim sınırlı hale geldiği için diğer bölgelerde de tercih edilmeye başlanmış. Bahçedeki xeriscape bahçe bölümünde bonzai ağaç yarışmasına katılan kişilerin ağaçları sergileniyordu. 






Bonzailerden sonraki patika bizi Taniguchi Japon Bahçesine götürdü. Burada çay evi adında bir çardak ve nilüferlerle dolu, içinde koilerin dolaştığı havuzlar vardı. Havuzlara şelaleden dökülen suyun sesi etrafa huzur veriyordu. Havuzların üzerine kurulu ahşap köprüden ilerleyip bambu tüneline ulaştık. Bu tünelde 15 farklı bambu türü biraradaydı. Öyle uzamışlar ki yolun iki yanında perde oluşturmuşlar resmen. 

 




Sonra bir sulak alandan (riparian area) geçerek çan kulesi, tıbbi bitki bahçesi ve Mabel Davis gül bahçesine geçtik. Tıbbi bitki bahçesinde güzel türler vardı, Amerika'nın yerli türleri ağırlıktaydı. Ama gül bahçesi Austin sıcağından pek de iyi durumda değildi. Sanırım bahar aylarında güller çiçekliyken gezmek daha güzel olur.


Bahçede eski çağlardan bu yana yaşayan (eğreltiler, ginkgolar gibibitkilere ayrılmış Hartman Prehistoric Garden; içindeki dinazor heykeli ve yerlere gömülmüş fosillerle özellikle çocukların ilgisini çekmeyi başarıyor. Bu bölümü gezerken yerlere dikkatle bakın çünkü 4 yapraklı yoncalar ayağınızın altında resmen halı oluşturmuş durumda.




Botanik bahçesinin tam ortasında Pioneer Village adında bir alan düzenlenmiş. Basit bir etnoğrafya müzesi gibi düşünebilirsiniz. O ara telefonla konuşmaktan hiç fotoğrafını çekmemişim. Hemen sonrasında yer alan kelebek bahçesinde kelebeklerin yumurtlama için seçtiği ve tırtılların yemeyi sevdiği bitkilere yer verilmişti. Etrafta bir sürü kelebek vardı. 

Parkın çıkışına yakın, meşeliklerin yanında çocukların oyalanabileceği bir alan var. Klasik çocuk parklarından çok farklıydı ama Defne’yi zor çıkardığımızı hatırlıyorum. 


Bu yıl pandemi nedeniyle bilet satışları internet üzerinden yapılıyormuş ve sayı kısıtlaması varmış. Gidemeyenler içinse bu anlattığım yerleri evinizden gezebileceğiniz bir sanal tur var. Şimdiden herkese iyi seyirler...

https://zilkergarden.org/virtual-tour/


Botanik bahçeleri ile ilgili eski yazılar için;


24 Mart 2021 Çarşamba

Türkiye e-Florası

Ülkemiz bitkilerini Türkçe anlatan en büyük ve en güncel ulusal kaynak olma hedefiyle yola çıkan Resimli Türkiye Florası Projesi, hız kesmeden devam ediyor. Proje kapsamında 2014 yılında floranın ilk cildi, 2018 yılında ise ikinci cilt basılmıştı. Ben de projenin ilk çizerleri arasında yer almak için gönüllü olmuştum. Amerikaya taşınana kadar da sosyal medya editörü olarak görev almıştım. İlk cildin heyecanı ile bloguma da bir yazı yazdığımı hatırlıyorum. Tıklayıp o yazıyı okuyabilirsiniz

Resimli Türkiye Florası projesi kapsamında bir de elektronik flora hazırlanıyor. Şu an online içerik pek zengin olmasa da proje hakkındaki güncel bilgilere bu web sitesinden ulaşabilirsiniz: https://www.turkiyeflorasi.org.tr/index.html .

Ben heyecanla ana sayfadan ciltleri yayınlanma durumu tablosunu inceledim. Şu an tamamlanıp basılmış olan 2 cilt var ama üzerinde çalışılan cilt sayısı 13. Hedeflenen toplam cilt sayısı ise 30. 



Sitedeki pdf kütüphanesi sekmesinden 3. Ciltte yer alacak birkaç monografa ulaşmanız mümkün: https://www.turkiyeflorasi.org.tr/pdf-kutuphanesi.html









16 Mayıs 2020 Cumartesi

Retinole Alternatif: Bakuçiyol


Geçen hafta eve gelen dergilerden birini (Better Homes & Gardens) okumaya başladığımda kozmetik ürünlerin yer aldığı bir sayfa dikkatimi çekti. Bu yılın yıldızı bakuçiyol (bakuchiol), a vitamini retinole alternatif bir etken madde olarak tanıtılıyordu. 


Hemen hızlıca bir araştırma yaptım. Kozmetik dünyasına yakın zamanda girmiş bu doğal kaynaklı yaşlanma karşıtı ile ilgili bilgileri okudukça konu daha da derinleşti. Bakuçiyol nedir siz de benim gibi ilk defa duyuyorsanız gelin tanıştırayım.


  

Bakuçiyol meroterpen (terpen parçası içeren) yapıda bir terpenofenol




İlk defa 1966’da baklagiller (Fabaceae) familyasından Psoralea corylifolia isimli bitkiden izole edilmiş. Bitkinin Latince adı, taşıdığı kumarin yapılı bileşiklerden (psöralen) geliyor. Sanskritçe adı bakuçi, babçi olan bu bitkinin tohumlarından elde edildiği için maddeye de bakuçiyol adı verilmiş. Bitki Himalayalar’dan Çin, Hindistan ve Güney Afrika’ya kadar yayılış gösteriyor. 






Bitkiden, Geleneksel Çin Tıbbı ve Ayurveda’da cilt hastalıklarında karşı yararlanılıyor. Bitkinin kemoprotektif, antitümör, antidiyabetik, antioksidan, antimikrobiyal, antienflamatuvar etkileriyle ilgili bilimsel çalışmalar mevcut. Ayrıca bitki ekstrelerinin cüzzam yaraları, vitiligo gibi ciddi cilt hastalıklarına karşı kullanıldığı da kayıtlı. Bitki ekstreleri içeren ürünlerin etkinliğinin incelendiği 5 kadar klinik çalışma mevcut.

Bakuçiyole dönecek olursak, ilk defa harici uygulanan bir ticari ürünün bileşimine girdiği tarih 2007 (Sytenol). Yapılan bilimsel araştırmalarda birçok etkisi bulunmuş (antienflamatuvar, antioksidan, antikanser, antibakteriyel). Antiandrojenik etkisi dikkat çekici, prostat kanseri hücrelerinin üremesini engellemiş.




Ciltle ilgili etkileri neler bir de onlara bakalım: 
           o antiaging (yaşlanma karşıtı)
            o hücre yenilemesini uyarıyor
             o kollajen üretimini arttırıyor
              o ciltteki açık renkli bölgeleri cilt rengine eşitliyor
               o kırışıklıkları yumuşatıyor
                 o cilt yapısını ve tonunu düzeltiyor

Bu etkiler için altın standart olan retinolün tahtını nasıl sallıyor peki derseniz retinolün sahip olduğu dezavantajlara sahip değil. Yani retinol gibi tahriş edici değil tam tersi onarıcı. Bu sebeple, cilt kuruluğu, kızarıklık, aşırı hassasiyet, güneşe duyarlılık gibi şikayetleriniz varsa retinollü ürünler yerine artık bir alternatifiniz var. Ayrıca a vitamini ve türevlerinin hamilelik ve emzirme dönemlerinde kullanılmaması gerekirken bakuçiyolün bu dönemlerde güvenilir olduğu belirtiliyor.  

Dünya piyasasındaki ürünlerine bakacak olursak; bakuçiyol, serum, krem, temizleme mendili formlarında karşımıza çıkıyor. Türkiye piyasasında bunlardan hangileri var bilemiyorum ama yakın zamanda farklı ürünlerde bu doğal kaynaklı retinol alternatifine sıkça rastlayacağız gibi görünüyor.