botanik bahçesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
botanik bahçesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2021 Çarşamba

Zilker Botanik Bahçesi

Çocukluğumun Ankara’sında, ailecek gidip bütün bir günü güzel geçirebildiğimiz ve şehrin içinde yer alan 3 büyük park vardı. Bunlardan biri çok sık gittiğimiz; Çankaya’daki Botanik Parkı’ydı (Diğerleri de Atatürk Orman Çiftliği ve Gençlik Parkı). Belki de o günlerden kalma bir sevgi ve heyecanı, hala her botanik bahçesine gidişimde yaşıyorum.

Pandemi öncesi gezdiğim son botanik bahçesi Austin’in merkezinde yer alan Zilker Botanik Bahçesi’ydi. Uzun zamandır blogda anlatmayı düşünüyordum Zilker’i. Bu sabah instagramda güzel fotoğraflarını görünce; “haydi yazma günü bugün” deyip klavyemin başına geçtim.


Zilker Botanik Bahçesi fikri 75 yıl önce ortaya çıkmış, bu işe o yıl sadece 50 dolarlık bir fon ayrılmış. Sonra bağışlarla, kişisel çaba ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla 1964 yılında ziyarete açılmış ve yıllar içinde gelişmiş. Bahçe 28 dönüm (6.5 futbol sahası) üzerine kurulmuş. Yurtdışında gezdiğim diğer botanik bahçelerinden biraz farklı bir bahçe burası. Genelde botanik bahçeleri planlanırken açık alanda farklı toprak yapıları, kayalar kullanılarak farklı habitat ortamları yaratılır, o ortamlarda yetişebilen bitkiler ilgili adacıklarda bir arada yer alır. Kapalı alanda ise tropik-sıcak iklimi ve yüksek nemi seven bitkiler bulunur. Tabii bu botanik bahçeleri inşaa edilmeden önce planı yapılan bahçeler. Zilker Botanik Bahçesi ise şehirdeki klup faaliyetlerinin yürütüleceği bir merkez olarak düşünülmüş. Bağışlar, öneriler ve talepler sonrası yeni bölümler eklenerek bitki çeşitliliği zamanla artmış.



Bahçenin araç girişinin dışında sol tarafta zambaklar ve süsenler karşılıyor sizi. Aracınızı park ettiğinizde ise sukkulent ve kaktüslerin bulunduğu bölümle karşılaşıyorsunuz. Teksas sıcak iklimiyle bir çok kaktüs türüne ev sahipliği yapıyor. Austin'de evler arasındaki çayırlık ve meşeliklerde Aloe, Agave, Opuntia görmek ilk başta insanı şaşırtsa da zamanla gözünüz bu türlere hemen alışıyor.


Ilerleyerek ana binaya yaklaştığınızda, bina girişinde sizi dev bir havuz karşılıyor. Austin Pond Society tarafından düzenlenmiş havuzda çeşit çeşit nilüferler ve tatlı su bitkileri var. Biz eylül ayının başında gezdiğimizde hepsi çiçekliydi. Muhtemelen bahar-yaz boyunca tekrar tekrar çiçek açıyorlar. 


Ana binada (garden center) kütüphane, toplantı ve seminer salonu, hediyelik eşya dükkanı gibi bölümler gezilebiliyor. Hediyelikler arasında Teksas yabani bitkilerini anlatan kitaplar ve Teksas acı baklası (bluebonnet, Lupinus texensis) görselleri ile süslenmiş bardaklar, havlular, yastıklar, çanta ve t-shirtler var. Bizim botanik bahçesini gezmeye gittiğimiz gün, ana binada Austin Kaktüs ve Sukkulent Topluluğu’nun buluşma ve satış etkinliği vardı. Önce onu, sonra bahçeyi gezdik. Hava çok sıcaktı ve içme suyu alabileceğimiz bir yer bile bulamadık malesef. Çocukla gidecekler için yiyecek içecek yanında (her yer su olduğundan) terlik ve yedek götürmek şart. 




Bu bahçede karşılastığım yeni kavram xeriscape garden oldu. Xeriscape teriminin Türkçe karşılığı yok ama anlam olarak sulama ihtiyacını azaltan/ortadan kaldıran peyzaj/bahçecilik süreci olarak tanımlanıyor. Erişilebilir, bol veya güvenilir tatlı su kaynaklarına sahip olmayan bölgelerde teşvik ediliyormuş ve sulama suyuna erişim sınırlı hale geldiği için diğer bölgelerde de tercih edilmeye başlanmış. Bahçedeki xeriscape bahçe bölümünde bonzai ağaç yarışmasına katılan kişilerin ağaçları sergileniyordu. 






Bonzailerden sonraki patika bizi Taniguchi Japon Bahçesine götürdü. Burada çay evi adında bir çardak ve nilüferlerle dolu, içinde koilerin dolaştığı havuzlar vardı. Havuzlara şelaleden dökülen suyun sesi etrafa huzur veriyordu. Havuzların üzerine kurulu ahşap köprüden ilerleyip bambu tüneline ulaştık. Bu tünelde 15 farklı bambu türü biraradaydı. Öyle uzamışlar ki yolun iki yanında perde oluşturmuşlar resmen. 

 




Sonra bir sulak alandan (riparian area) geçerek çan kulesi, tıbbi bitki bahçesi ve Mabel Davis gül bahçesine geçtik. Tıbbi bitki bahçesinde güzel türler vardı, Amerika'nın yerli türleri ağırlıktaydı. Ama gül bahçesi Austin sıcağından pek de iyi durumda değildi. Sanırım bahar aylarında güller çiçekliyken gezmek daha güzel olur.


Bahçede eski çağlardan bu yana yaşayan (eğreltiler, ginkgolar gibi) bitkilere ayrılmış Hartman Prehistoric Garden; içindeki dinazor heykeli ve yerlere gömülmüş fosillerle özellikle çocukların ilgisini çekmeyi başarıyor. Bu bölümü gezerken yerlere dikkatle bakın çünkü 4 yapraklı yoncalar ayağınızın altında resmen halı oluşturmuş durumda.




Botanik bahçesinin tam ortasında Pioneer Village adında bir alan düzenlenmiş. Basit bir etnoğrafya müzesi gibi düşünebilirsiniz. O ara telefonla konuşmaktan hiç fotoğrafını çekmemişim. Hemen sonrasında yer alan kelebek bahçesinde kelebeklerin yumurtlama için seçtiği ve tırtılların yemeyi sevdiği bitkilere yer verilmişti. Etrafta bir sürü kelebek vardı. 

Parkın çıkışına yakın, meşeliklerin yanında çocukların oyalanabileceği bir alan var. Klasik çocuk parklarından çok farklıydı ama Defne’yi zor çıkardığımızı hatırlıyorum. 


Bu yıl pandemi nedeniyle bilet satışları internet üzerinden yapılıyormuş ve sayı kısıtlaması varmış. Gidemeyenler içinse bu anlattığım yerleri evinizden gezebileceğiniz bir sanal tur var. Şimdiden herkese iyi seyirler...

https://zilkergarden.org/virtual-tour/


Botanik bahçeleri ile ilgili eski yazılar için;


7 Ekim 2019 Pazartesi

Yeniden Merhaba



Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Hayat koşturmacalarımız gün geçtikçe artarken blogların yerini twitter, instagram hatta youtube gibi platformlar alıyor. Ama doğru ve özetlenmiş bilgiye hızla ulaşabilmek hala çok değerli. Arama motorları botanik, farmakognozi, fitoterapi gibi konularda yapılan birçok aramada bu bloga da üst sıralarda yer veriyor. Tıklanma sayımız 300 bini geçeli baya zaman oluyor.

Ben blogu unutmuşken hiç tanımadığım bir üniversite öğrencisi, bir akademisyen veya meraklı bir bilimsever bir paylaşımım altına mesaj yazıyor. Bana maille ulaşıp ders notu hazırlarken, doçentlik sınavına hazırlanırken, tez konusunu düşünürken blogdan ve blogdaki kaynaklardan yararlandığını yazanlar, fikir soranlar, daha geniş kaynak isteyenler beni gerçekten çok mutlu ediyor. Maillerine cevap yazamadıklarım varsa özür dileyeyim yeri gelmişken…



Bu kadar uzun zaman yazı yazmayınca yazacak öyle çok konu birikti ki hepsini alt alta yazınca hayli uzun bir liste çıktı ortaya. Yeni çıkan harika kitaplar, son gezdiğimiz botanik bahçeleri, gündem olan bitkiler, tıbbi kenevir, Resimli Türkiye Florası’ndan yeni haberler ana başlıklar arasında.


Umarım en kısa zamanda aklımdakileri ekrana dökebilirim. Sağlıcakla kalın…

Not: İngilizce klavyesi olan bir laptop ile Türkçe metin yazmak baya zor oluyormuş. Harf hatalarım varsa veya bundan sonra da olursa sebebi budur 😊




1 Ekim 2014 Çarşamba

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'ndeydim...

Yurt dışında botanik bahçelerini keyifle gezip keşke bizde de olsa böyle güzel bahçeler deyip durmuştum. Oysa ülkemizde böyle bir bahçenin kurulmasına daha çok uzun yıllar var diye düşünüyordum, İstanbul'daki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'ni (NGBB) gezene kadar...

Ertuğrul Adası'ndaki havuzlarda ve saksılarda nilüferleri çiçekli görmek harikaydı...
Resimli Türkiye Florası çalışmaları için bu haftasonu yapılan toplantı NGBB'de düzenlenince ben de toplantı sonunda rüzgar ve yağmura rağmen o güzel bahçeyi hızlıca gezme fırsatını yakaladım.

Nezahat ve Ali Nihat Gökyiğit
Bahçe, 1995 yılında Ali Nihat Gökyiğit'in eşinin adını yaşatmak için bu alanı bir park haline getirmesi ile oluşmuş. Birkaç yıl sonra tam da park içinden geçen otoyol bahçenin tahribine değil gelişmesine sebep olmuş. Toprak ıslahından sonra 32 hektarlık alana 50 bin kadar ağaç ve çalı dikilmiş. Parkın gelişimi ile 2002'de botanik bahçesi olarak halkın ziyaretine açılmış ve 2003'de adı Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi olarak değiştirilmiş.

Bahçedeki bölümlerde ve tünellerde birçok bilgilendirici tabela mevcut. Bitkilerin altlarında Türkçe ve Latince isimleri yer alıyor. 
Bahçe kavşaktaki anayollar ile bağlantı yolları arasındaki adalar üzerinde kurulu. Sekiz ana ada var, her adada da birbirinden güzel bitkiler. Bir adadan diğerine köprüler ve tünellerle geçiliyor. 
İstanbul'un çiçekleri tünelinde lale, karanfil, sümbül, gül ve daha nicelerinin hikayelerini okuyabilir/dinleyebilirsiniz. 

Park İstanbul’un Anadolu yakasında, Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden gelen otoyollarla, Anadolu otoyolunun (Ankara) birleştiği kavşakta. (Gitmek isteyenler için web sitesindeki kroki çok işe yarayacak: http://ngbb.org.tr/tr/iletisim.html )

Alan, Karayolları Genel Müdürlüğü ile ANG Vakfı arasındaki protokolle 2025 yılına kadar bu hizmete tahsis edilmiş. NGBB, hem İstanbullular için bir nefes alma noktası olması hem de bir araştırma, eğitim ve öğretim merkezi. Ayrıca kütüphanesi, herbaryumu, soğanlı bitkiler bölümü ve koruma altındaki türlerin yer aldığı bölümler de mutlak görülmeli. Bahçe içinde oluşturulmuş özel alanlarda eğitimler, konferanslar, belgesel gösterimleri, bitki ressamlığı kursu ve çok farklı konularda atölyeler düzenleniyor. 2014 etkinliklerinden haberdar olmak için: 


Soğanlı Bitkiler Kolleksiyonu bu güne kadar görmediğim onlarca türe ev sahipliği yapıyordu... 

Bence İstanbul'daysanız yanı başınızdaki bu güzelliği görme fırsatını kaçırmayın. Ama uzaklardayım diyorsanız ziyaret edene kadar web sitesine bir göz atın: http://ngbb.org.tr/tr/

Ben yazıyı yayınladıktan sonra Sevgili Hocam K. Husnu Can Baser'den bir mesaj aldım. Hocam yazıda Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bahçesi'nden bahsetmediğimi hatırlattı. O bahçedeki yüzün üzerinde bitkinin tohumunu, farklı ülkelerden bizzat getirmiş kendisi. Ben de görülmeye değer köşelerden biri olduğuna eminim. Hüsnü hocanın son notu ise: "NGBB Türkiye'deki benzerleri içinde evrensel boyutlarda Botanik Bahçesi diyebileceğimiz tek örnek, ne yazık ki.." 

Vaktim dar olduğundan hızlıca gezdiğim parkta daha birçok noktayı tam anlamıyla gezemedim. Bu sebeple siz siz olun parka erken gidip tüm günü orada geçirmeye çalışın. Tabii fotoğraf makinanızı da yanınıza almayı unutmayın...

7 Mayıs 2013 Salı

İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi Taşınacak Mı?


Dün gece aile dostumuz Kadir Boğaç Kunt'un benimle paylaştığı gazete haberine çok üzüldüm. 76 yaşındaki İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi'nin taşınması bence yok olması anlamına geliyor. Umarım taşınma sadece söylenti olarak kalır... Sizleri de haberdar etmek için haberin tamamını ekliyorum:

Atatürk’ün davetiyle Nazi zulmünden kaçarak Türkiye gelen Alman bilim adamı Ord. Prof. Dr. Alfred Heilbronn’un 76 yıl önce kurduğu tarihi İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi’nde taşınma endişesi yaşanıyor. İ.Ü. Rektörü Prof. Dr.Yunus Söylet‘in, eskiden Şeyhülislamlık olarak kullanılan alana yönelik Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bir talebinin olduğunu açıklaması botanikçileri kaygılandırdı. Botanikçiler, “Bitkilerin taşınacakları ortama uyum sağlamaları çok zor. Botanik bahçeleri savaşta bile bombalanmazken bahçenin bu şekilde zarar görmesi düşünülemez” diyor.

İ.Ü Fen Fakültesi’ne bağlı Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi’nde taşınma tedirginliği yaşanıyor. Taşınmayı gündeme getiren ise Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tarihi talebi oldu. Rektör Yunus Söylet, geçtiğimiz günlerde katılıdığı bir televizyon programında bu talebi doğruladı ve şunları söyledi; “6 ay kadar önce Diyanet İşleri Başkanımız geldi ve ilk defa gördüğüm bir tarihi fotoğrafçıkardı. Hakikaten orası eski Şeyhülislamlık. Duvarlarıyla ve bahçesiyle.(...) Bir formül üzerinde çalışıyoruz. Henüz detaylı konuşmadık ama orada bir talep var, bu talebin haklı yönleri var.” Söylet, “Bir şekilde taşınacak diyorsunuz?” sorusunda da, “Böyle bir ihtimal var evet; hiç yok diyemeyeceğim” yanıtını verdi.


4 bin çeşit bitki
Bu ifadeler üzerine taşınma korkusunun yaşandığı tarihi bahçeye gittik. Süleymaniye Camii’nin yanı başında yaklaşık 18 dönümlük bir arazide kurulu bahçede, 4 bin çeşit bitki yer alıyor. Türkiye’nin ilk botanik bahçesi olma özelliğini taşıyan bahçe, endemik birçok bitki türünün korunması açısından da büyük önem taşıyor. Hamburg Üniversitesi’nden bağış yoluyla tropik ve subtropik ülkelerin bitkilerinin yetiştirildiği bahçeye, 390 adet egzotik bitkinin yanı sıra 185 milyon yıllık tarihe sahip Çin Mabet Ağacı ile 300 milyon yıllık tarihe sahip Sago Palmiyesi eşsiz bir güzellik katıyor.


Uyum sağlayamazlar
Bahçe Sorumlusu Yrd. Doç. Dr. Erdal Üzen, taşınmanın birçok bitki türü için bir son olacağını şu sözlerle dile getiriyor: “Bahçemizde kaybolan türleri birarada tutmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 11 bine yakın bitki türünün 4 bini bahçemizde bulunuyor. Şu an Hakkari’de artık olmayan bir bitki zamanında hocalarımız tarafından bahçemize dikildiği için burada yaşamını sürdürmekte. Botanik bahçesi olarak kaybolmaya yüz olan bitkileri korumak zorundayız. Bu bitkilerin başka yere taşınması çok zor. Çünkü bu bitkilerin taşınacakları ortama adapte olmaları mümkün değil. Savaşta bile bombalanmayarak hassasiyet gösterilen botanik bahçelerinin bu şekilde taşınması ve hasar görmesi, önemli bitkilerin kaybedilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez.”

Tahrip olabilir 
Ege Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ercan Özzambak da botanik bahçelerinin genetik kaynaklar olduğuna dikkat çekerek, taşınmanın bitki türlerine zarar vereceği görüşünde. Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi Müdürü Prof. Dr. Adil Güner ise İ.Ü. Botanik Bahçesi’nin tarihi değeri olduğuna vurgu yaparak şunları söylüyor: “Avrupa bahçeciliği bizden öğrenmesine rağmen zamanla öne geçti. Çalışmaya devam etmeliyiz. Bahçenin korunması ve fonksiyonunun artırılarak işlevini sürdürmesi gerekiyor. Taşınırsa tahribat yaşanabilir.”


Bahçeye ismi verildi
Fen Fakültesinin Biyoloji, o zamanki adı ile “Nebatat ve Hayvanat Enstitü”leri için yeni bir bina gerekli olunca Süleymaniye’de İstanbul Müftülüğü’nün bahçesindeki, bir yangın sonucu kullanılamaz hale gelen, İstanbul Kız Sultanisi’nin arsası üzerinde bir binanın yapılmasına karar verildi. Botanik bahçesi 4 Haziran 1937’de hizmete açıldı. Bahçede büyük emeği geçen bilimadamı Alfred Heilbronn anısına Üniversitenin 70. yılında botanik bahçesine “İstanbul Üniversitesi, Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi” adı verildi. Bahçe mesai saatleri içerisinde gezilebiliyor. 

AYŞE SORUCU (www.milliyet.com.tr 06.05.2013)

Bahçe hakkında daha fazla bilgi ve bahçedeki türler için:
http://www.istanbul.edu.tr/fen/botanik-bahcesi.php
İngilizce bilgiler için:
http://www.coimbra-group.eu/uploads/2012/Istanbul-Botanical%20Garden.pdf
Harita ve iletişim bilgileri için:
http://istanbulforkids.com/konu-basliklari/2012/2123/2123/

29 Ekim 2012 Pazartesi

Viyana Botanik Bahçesi

Blogda geçenlerde yazdığım bir yazımda botanik bahçelerini anlatmış, bir diğer yazımda ise Graz Botanik Bahçesi'ni tanıtmıştım. Artık sıra Viyana Botanik Bahçesi'nde... 

Viyana Botanik Bahçesi; Viyana'nın güneydoğusunda yer alan Belvedere Sarayları'na komşu, girişi Mechel Sokağı'nda (Mechelgasse). Bahçenin kapısında sizi Viyana Üniversitesi Fen Bilimleri Fakültesi'nin tabelası karşılıyor. 



Bahçenin girişinde burada yetiştirilip satışa sunulan bitkilerin bulunduğu bir stand var. Biz standa bakarken bahçeyi gezmeye iki çocuğu ile gelmiş bir çift evleri için çiçek seçmeye çalışıyordu... 

Daha önce de dediğim gibi botanik bahçeleri sadece bilimsel amaçlara hizmet eden yerler değil, halkın park, dinlenme alanı olarak sıkça kullandıkları yerler. Kapıdaki bu aile bunun en güzel örneğiydi bence.


Park ince uzun bir bahçeden oluşuyor. Diğer botanik bahçelerinde olduğu gibi kapalı camlı bir sera-bina var ve bu binanın hemen yanında sergi, seminer gibi etkinliklerin düzenlendiği genişçe bir salon bulunuyor. Bizim gezimiz sırasında polen bilimi (palinoloji) ile ilgilenen bir grup sanatçının tablolarının sergilendiği bir sergi vardı. Elektron mikroskobu görüntüleri insanı hayran bırakan polenler, hayal gücü ile harmanlanınca düşünün ki ortaya ne güzel eserler çıkar :)


Polen sergisinden çıkar çıkmaz etraftaki bitkileri incelemeye başlıyoruz. Memleket bitkilerini görmek bizi yine sevindiriyor. Ricinus communis (hint yağı) bunlardan biri. Yeni oluşmuş meyveler yeşil, olgunlaşanlar ise kırmızıya yakın renktekiler...

Parkın kaktüs bahçesinden bir görünüm...

Kaktüslerden sonra geldiğimiz bir diğer bölümde mavi-lacivert Gentiana (jansiyan) çiçeklerini gördüm :)

Botanik bahçesinde başımıza gelen en komik ama aslında en hatalı olayı anlatayım. Bahçeyi 4 kişi birlikte geziyoruz. Yorulduğumuz bir anda bahçedeki banklardan birine oturmaya karar verdik. Tam da bankın üzerinde bir Ginkgo biloba ağacı vardı. Önce fotoğraflarını çektik sonra meyvalarını inceledik, derken hocalardan biri "ya bunun meyvesi yeniyordur kesin yiyelim hadi" dedi. Ben de ne akla hizmetse ucundan ısırdım, ısırmaz olaydım. Hayatımda yediğim en kekremsi, buruk, tanenli meyve diyebilirim. Isırdığım parçayı yutmadım ama buna rağmen 1-2 dakika sonunda dilimde çok kuvvetli bir yanma ve dil kökümde batma hissetmeye başladım. Yanımızdaki su pek de işe yaradı diyemem, yarım saat boyunca dilim şişmez umarım diyerek gezdim botanik bahçesini. (Ginkgolik asitler midir sebebi diye düşünmeden edemedim).  Dönünce Ginkgo meyvelerindeki toksik maddelere bir göz atayım dediğimde karşıma ginkgolik asitlerin meyvede (daha çok da tohumda) bulunduğu, allerjen olduğunu ve yine meyvelerde bulunan 4’-0-metilpiridoksinin (çok miktarda meyvenin yenmesiyle) konvülsiyon, şuur kaybı ve daha da ağırlaşan tablo şeklinde zehirlenme belirtileri ortaya çıkardığını okudum. Bu da bana iyi bir ders oldu tabii :)


Parkın ziyaretçileri arasında yaşlı bir çift de vardı :)


Parkta oluşturulan yapay bir göletin kenarında insan boyunu hayli aşmış bambular vardı. Bambuları pek severim ben...

Az ileride yine ülkemizden bir türle karşılaşıyorum. Orkidelerden (Orchidaceae) Epipactis palustris. (Biz bu türü Çağlar'la gittiğimiz bir gezide Bolu, Abant'ta görmüştük. Bize türün yerini telefonda 
üşenmeden uzun uzun anlatan Nejdet Bozkurt'un sitesinde bitkinin güzel çiçeklerini de görmeniz mümkün.

http://www.orkidelerimiz.com/epi_pal_tur.html)

Sonbahar yaklaştığından yine Colchicum'larla karşılaşıyoruz bahçede. Özgürce yayılmışlar çimlerin arasına. Gezimizin sonuna yaklaşırken ana bina etrafındaki camekanları geziyoruz. Böcek-sinek kapan bitkilerin bulunduğu bölümün fotoğrafları hiç iyi çıkmamış ama orkide bölümünden bir fotoğraf eklemeden geçmek istemedim...



Biz ancak dönüş uçağımıza saatler kala gitme fırsatı bulmuştuk bu güzel botanik bahçesine. Gezdiğimiz 1-2 saat bana pek yetmedi açıkcası. Umarım bir daha gidip daha uzun vakit ayırarak gezme şansım olur. Bir gün Viyana'ya yolunuz düşerse Belvedere Sarayları'nı ve Viyana Botanik Bahçesi'ni mutlak görün derim...

Ufak bir not: Prof. Dr. A. Ulvi Zeybek'in doktorasını Viyana Üniversitesi'nde yaptığını ve bu botanik bahçesinin düzenlenmesinde büyük emeği olduğunu duydum, Prof. Dr. Sayın Zeybek ile ilk karşılaştığımda bu konuyu  sorup öğrendiklerimi de bloga eklemeyi düşünüyorum...

2 Ekim 2012 Salı

Botanik bahçesi nedir?

Geçenlerde düşündüm de yurt dışında üç farklı botanik bahçesi gezmişim; Cenevre (İsviçre), Graz ve Viyana (Avusturya). Üçü de benzer bir düzene göre düzenlenmiş üç güzel bahçe...

Sonra internette gezindim biraz, Prof. Dr. Ertan Tuzlacı'nın bu konuda yazdığı bir yazısına da rastladım. http://www.mature.com.tr/botanikbahcesi.htm Ben de botanik bahçesi nedir, ne işe yarar konusunda kısa bir yazı yazıp sonraki yazılarıma da gezdiğim botanik bahçelerinden fotoğrafları eklemeye karar verdim.

Botanik bahçeleri, sadece kurulduğu il, ülkedeki bitkileri değil dünya üzerindeki farklı  ülkelerden-iklimlerden getirilmiş bitkileri de bulunduran yerler. Kuruluş amacı bitkileri halka tanıtmanın yanı sıra halka doğa ile iç içe bir yaşam alanı oluşturmak.


Graz Botanik Bahçesi'nin planı (resme tıklayarak büyük haline bakabilirsiniz)

Botanik bahçesi kurmak uzun planlamalar ve uzmanlık isteyen bir iş. Öncelikle bu amaçla seçilen arazinin bitkilerin yetiştirilmesine uygun olması (uygun hale getirilmesi) gerekiyor. Farklı bitkilerin farklı toprak, nem, iklim ihtiyaçları olduğundan onlara özel ortamlar yaratmak gerekli. Gerektiğinde açık gerektiğinde kapalı alanlar oluşturularak bitkilerin bakım ve kontrolleri sık sık yapılmalı. 

Nilüfer yaprakları bulunan ufak su birikintileri
Benim gezip gördüğüm bahçelerde dikkatimi çeken; açık alanda yaratılmış farklı habitatların yan yana bulunmasıydı. Mesela taş ve kayalarla oluşturulmuş kayalık bitkileri içeren (Sedum, Crassulaceae bitkileri gibi), su birikintileri ile oluşturulmuş göl-bataklık bitkileri  (nilüferler, arap saçı, su mercimeği, Japon şemsiyesi...) içeren bölümleri yan yana görmeniz mümkün. Kapalı alanlarda ise, kaktüsler ve çöl bitkileri bir arada, Akdeniz ikliminde yetişen bitkiler, tropikal türler, soğanlılar kendilerine ayırılmış kısımlarda bulunuyor. Bunların kapalı alanda olmasının sebebi de nem-sıcaklıklarının devamlı kontrol altında tutulması. Bu bitki grupları ayrı ayrı kapalı alanlara yetiştirildiği gibi aralarda kapılar bulunan tek bir kompleks altında da toplanabiliyor. Ağaçlar koşullar uygunsa açık alanda yer alıyor, ama sadece ağaçların bulunduğu botanik bahçeleri (ya da doğa alanları) da mevcut ki buna "arboretum" adı veriliyor. 

Sonbahar çiğdemleri Eylül başında çiçeklenmişti Graz'da
Botanik bahçelerinde tüm bitkilerin kimlik kartları var ve meraklıları bu kimlik kartında (plakette) bitkinin Latince ve diğer dillerdeki isimlerini, familyasını, ana vatanını görüp öğrenebiliyor.
    
Ayrıca botanik bahçelerinde üretim seraları ve ziyaretçiler için etkinliklerin düzenlendiği toplantı ve eğitim salonları, bilgilendirici broşür, kitapların satıldığı satış büroları da  bulunabiliyor. Tabii kurutulmuş bitki örneklerinin bulunduğu herbaryumları da unutmamak gerek...

Botanik bahçeleri gezerken çok hoşuma giden bir nokta da insanların bahçeleri özgürce gezmeleri. İsteyenler bisikletleri ile gelmiş bahçe içinde geziyor, isteyen termosuna çay-kahvesini almış yerlere yayılmış kitap okuyor, anne-babalar 3-5 yaşlarındaki çocuklarını yanlarına almış onlara doğayı tanıtıyor... Sanırım sırf bu nedenlerle bile ülkemizde botanik bahçelerinin sayısının ve mevcut olanların kalitelerinin artmasını isterdim...

Botanik bahçeleri yazıları bir seri olacak muhtemelen, okuyan herkese doğa ile iç içe günler dilerim :)