herbaryum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
herbaryum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2017 Cuma

Ankara'nın Herbaryumlarından Haberler

Geçen hafta Hürriyet gazetesinde Ankara Üniversitesi'ndeki herbaryumları anlatan bir köşe yazısı yayınlandı. Yazarı Necati Yalçın. Blogda bulunsun, okumayanlar da okusun diyerek yazıyı paylaşmak istedim.

HERBARYUMLARDA BULUŞMALAR


Ankara’nın çiçeklerini dağlara, bayırlara gidemiyor, göremiyorsanız, merkezde görmek için Ankara Üniversitesi’nde (AÜ) iki herbaryum var. Biri Fen (ANK) diğeri Eczacılık Fakültesi içinde (AE). Parantez içindekiler herbaryumların tescilli kısaltmaları. İki yapıda da çalışan güzel insanlar var ve güzel bir bahçeye açılıyor.


Bahçe, tescilli ve etiketli ağaçlarıyla çok özel. Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Başkanı Ahmet Demirtaş ile bahçede küçük bir gezi yaptık. Demirtaş, Ankara’nın en uzun Karadeniz göknarı, ağlayan çam, Arizona servisi, Ankara’nın en görkemli kurşunkalem ardıçlarını ve lavzon yalancı servisiyle herbaryumların arasındaki bahçenin, Ankara’daki en zengin ağaç alanı olduğunu öğrendik. Demirtaş, ağaçların, Biyoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Latif Kurt, bahçenin tescillenmesinde emeği geçenler. Kurt, üniversite olarak Orman ve Su işleri Bakanlığı’yla, kritik bitkileri korumak ve izlemek amacıyla Türkiye’ye örnek bir protokol yaptıklarını belirtti. 9. Bölge Müdürlüğü’nden Erdem Karaağaç ve Şahin Çılgın ile son derece uyumlu olduklarını vurguladı.


Herbaryum, çiçeklerin kurutularak türlerine göre saklandığı yer. Hazırlama odasında gazete, sonra mukavva arasında kuruyana kadar sıkıştırılıyor. Her gün veya iki günde nemlenen gazeteler, mukavvalar değiştiriliyor. Amaç bitkinin rengini ve formunu kaybetmeden kurutulmasını sağlamak. İyice kuruduğunda, böcek veya larvalarının tamamen ölmesi için derin dondurucuda bir hafta kadar -48 derecede tutuluyor. Çiçek bir kartona yapıştırılıyor, toplandığı tarih ve yer bilgisi etiketi hazırlanıyor. Diğer bölümde bitkilerin dosya içinde dolaplarda saklandığı yer. Burada mikroskop ve flora kitapları yardımıyla bitki teşhisi yapılıyor.




Türkiye’deki ilk herbaryum ANK. Kurucusu Hikmet Birand. Alman Krause önemli bir başka isim. Bıraktıklarının yanında hatırı sayılır Türkiye koleksiyonunu ülkesine götürmüş. Hitler Alman topraklarını bombalamış. Arada bizim toprakların koleksiyonu da yanmış! 

Ankara’nın çiçeklerinden de bir tanesine adını veren Prof.Dr. Osman Ketenoğlu ile ANK’da buluştuk. Ketenoğlu’nun adı mitolojiden Aşil ile birlikte Achillea ketenoglui (Ankara Civanperçemi) çiçeğine verilmiş. Bu işe 44 yılını vermiş. Henüz birkaç aydır emekliye ayrılmış. 

“Gece-gündüz çalıştık, dinleneceğim!” diyor ama masasını hala kullanıyor. Herbaryum binasının bugünkü kullanım şeklinden mutsuz. Yapıdaki herkesin ve her şeyin herbaryumla ilgili olması gerektiğini söylüyor.

Bakanlıkla yapılan protokolde gönüllü çalışanlardan biri de ANK’da tek başına her işe yetişen Uzman Tuğrul Körüklü. Sevgili Körüklü’yü yıllar sonra hiç değişmemiş, hatta daha enerjik buldum. Herbaryumu tanıtırken, bir çırpıda bitkilerin nasıl saklamaya hazır hale getirildiğini de anlatıverdi. Eczacılığınkinde Dr. Gülderen Yılmaz kurutma işlemini aynı enerjiyle anlatmıştı. İyice öğrendim. Artık evde çiçek kurutabilirim!

5 ALTIN MADALYALI BİLİMSEL BİTKİ RESSAMI

AE’de bir de 5 altın madalyalı şampiyon, Bilimsel Bitki Ressamı Gülnur Ekşi var. Öğrenciyken başlamış, “Çiçek Çizen Kız” demişler. Son yıllarda yurtdışında 5 birincilikle, altın madalyaya ambargo koymuş. Son çizdiği, bu yazı dizisinde ilk ele aldığımız sevgi çiçeği. Yazının hazırlandığı sırada evlilik hazırlıkları yapıyordu. Konukları çizdiği bir çiçekle hazırladığı davetiyesiyle düğününe çağırıyor. Çiçek beyaz. “Gelinin çiçeği beyaz olur ya hani!” diyor. Bu satırları yazarken şehit haberleri geldi. Eşim sosyal medyada paylaşmış-ara verdim, okudum. Gözlerim dolu dolu yazdım bu satırları. Onca olumsuzluğa rağmen askerlerimiz, polislerimiz, tüm vatanseverler gibi; kayalıklara tırmandığımız veya gece gündüz sorduğum sorulara anında yanıt veren Mecit Hoca, bir çiçeğe ömür vermenin güzel örneği Hulusi Bey veya Türkiye’nin en büyük herbaryumunu ben bildim bileli tek başına ayakta tutan Tuğrul Bey gibi...


İNSANIN YÜREĞİNİ UMUTLA DOLDURUYOR

Adını yazdığım-yazamadığım ama değerlerimiz için yılmadan mücadele eden tüm güzel insanlar gibi insanın yüreğini umutla dolduruyor “Çiçek çizen kız Gülnur”. Böyle insanları görünce duygulanmamak elde değil. Sizi de heyecanlarına ortak ediveriyorlar. Çiçek, insan; güzelliklere ve güzellikleri paylaşmaya öyle çok ihtiyacımız var ki...


Ankara biyoçeşitlilik ve endemik türleri hakkında bilgi almak isterseniz Doğa Koruma ve Milli Parklar’dan Orman Mühendisi Filiz Gök’e, 384 73 25/1117 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz. Herbaryumlar için, grup gelinecekse en fazla 20 kişi olunmasını ve önceden aramanızı istiyorlar. Numaraları ve uygun günleri, ANK 212 6720/1179 (hafta içi) ve AE (Çarşamba öğleden sonra) 203 3111.

Bağlantı: http://www.hurriyet.com.tr/herbaryumlarda-bulusmalar-40500551

1 Ekim 2014 Çarşamba

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'ndeydim...

Yurt dışında botanik bahçelerini keyifle gezip keşke bizde de olsa böyle güzel bahçeler deyip durmuştum. Oysa ülkemizde böyle bir bahçenin kurulmasına daha çok uzun yıllar var diye düşünüyordum, İstanbul'daki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'ni (NGBB) gezene kadar...

Ertuğrul Adası'ndaki havuzlarda ve saksılarda nilüferleri çiçekli görmek harikaydı...
Resimli Türkiye Florası çalışmaları için bu haftasonu yapılan toplantı NGBB'de düzenlenince ben de toplantı sonunda rüzgar ve yağmura rağmen o güzel bahçeyi hızlıca gezme fırsatını yakaladım.

Nezahat ve Ali Nihat Gökyiğit
Bahçe, 1995 yılında Ali Nihat Gökyiğit'in eşinin adını yaşatmak için bu alanı bir park haline getirmesi ile oluşmuş. Birkaç yıl sonra tam da park içinden geçen otoyol bahçenin tahribine değil gelişmesine sebep olmuş. Toprak ıslahından sonra 32 hektarlık alana 50 bin kadar ağaç ve çalı dikilmiş. Parkın gelişimi ile 2002'de botanik bahçesi olarak halkın ziyaretine açılmış ve 2003'de adı Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi olarak değiştirilmiş.

Bahçedeki bölümlerde ve tünellerde birçok bilgilendirici tabela mevcut. Bitkilerin altlarında Türkçe ve Latince isimleri yer alıyor. 
Bahçe kavşaktaki anayollar ile bağlantı yolları arasındaki adalar üzerinde kurulu. Sekiz ana ada var, her adada da birbirinden güzel bitkiler. Bir adadan diğerine köprüler ve tünellerle geçiliyor. 
İstanbul'un çiçekleri tünelinde lale, karanfil, sümbül, gül ve daha nicelerinin hikayelerini okuyabilir/dinleyebilirsiniz. 

Park İstanbul’un Anadolu yakasında, Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden gelen otoyollarla, Anadolu otoyolunun (Ankara) birleştiği kavşakta. (Gitmek isteyenler için web sitesindeki kroki çok işe yarayacak: http://ngbb.org.tr/tr/iletisim.html )

Alan, Karayolları Genel Müdürlüğü ile ANG Vakfı arasındaki protokolle 2025 yılına kadar bu hizmete tahsis edilmiş. NGBB, hem İstanbullular için bir nefes alma noktası olması hem de bir araştırma, eğitim ve öğretim merkezi. Ayrıca kütüphanesi, herbaryumu, soğanlı bitkiler bölümü ve koruma altındaki türlerin yer aldığı bölümler de mutlak görülmeli. Bahçe içinde oluşturulmuş özel alanlarda eğitimler, konferanslar, belgesel gösterimleri, bitki ressamlığı kursu ve çok farklı konularda atölyeler düzenleniyor. 2014 etkinliklerinden haberdar olmak için: 


Soğanlı Bitkiler Kolleksiyonu bu güne kadar görmediğim onlarca türe ev sahipliği yapıyordu... 

Bence İstanbul'daysanız yanı başınızdaki bu güzelliği görme fırsatını kaçırmayın. Ama uzaklardayım diyorsanız ziyaret edene kadar web sitesine bir göz atın: http://ngbb.org.tr/tr/

Ben yazıyı yayınladıktan sonra Sevgili Hocam K. Husnu Can Baser'den bir mesaj aldım. Hocam yazıda Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bahçesi'nden bahsetmediğimi hatırlattı. O bahçedeki yüzün üzerinde bitkinin tohumunu, farklı ülkelerden bizzat getirmiş kendisi. Ben de görülmeye değer köşelerden biri olduğuna eminim. Hüsnü hocanın son notu ise: "NGBB Türkiye'deki benzerleri içinde evrensel boyutlarda Botanik Bahçesi diyebileceğimiz tek örnek, ne yazık ki.." 

Vaktim dar olduğundan hızlıca gezdiğim parkta daha birçok noktayı tam anlamıyla gezemedim. Bu sebeple siz siz olun parka erken gidip tüm günü orada geçirmeye çalışın. Tabii fotoğraf makinanızı da yanınıza almayı unutmayın...

2 Ekim 2012 Salı

Botanik bahçesi nedir?

Geçenlerde düşündüm de yurt dışında üç farklı botanik bahçesi gezmişim; Cenevre (İsviçre), Graz ve Viyana (Avusturya). Üçü de benzer bir düzene göre düzenlenmiş üç güzel bahçe...

Sonra internette gezindim biraz, Prof. Dr. Ertan Tuzlacı'nın bu konuda yazdığı bir yazısına da rastladım. http://www.mature.com.tr/botanikbahcesi.htm Ben de botanik bahçesi nedir, ne işe yarar konusunda kısa bir yazı yazıp sonraki yazılarıma da gezdiğim botanik bahçelerinden fotoğrafları eklemeye karar verdim.

Botanik bahçeleri, sadece kurulduğu il, ülkedeki bitkileri değil dünya üzerindeki farklı  ülkelerden-iklimlerden getirilmiş bitkileri de bulunduran yerler. Kuruluş amacı bitkileri halka tanıtmanın yanı sıra halka doğa ile iç içe bir yaşam alanı oluşturmak.


Graz Botanik Bahçesi'nin planı (resme tıklayarak büyük haline bakabilirsiniz)

Botanik bahçesi kurmak uzun planlamalar ve uzmanlık isteyen bir iş. Öncelikle bu amaçla seçilen arazinin bitkilerin yetiştirilmesine uygun olması (uygun hale getirilmesi) gerekiyor. Farklı bitkilerin farklı toprak, nem, iklim ihtiyaçları olduğundan onlara özel ortamlar yaratmak gerekli. Gerektiğinde açık gerektiğinde kapalı alanlar oluşturularak bitkilerin bakım ve kontrolleri sık sık yapılmalı. 

Nilüfer yaprakları bulunan ufak su birikintileri
Benim gezip gördüğüm bahçelerde dikkatimi çeken; açık alanda yaratılmış farklı habitatların yan yana bulunmasıydı. Mesela taş ve kayalarla oluşturulmuş kayalık bitkileri içeren (Sedum, Crassulaceae bitkileri gibi), su birikintileri ile oluşturulmuş göl-bataklık bitkileri  (nilüferler, arap saçı, su mercimeği, Japon şemsiyesi...) içeren bölümleri yan yana görmeniz mümkün. Kapalı alanlarda ise, kaktüsler ve çöl bitkileri bir arada, Akdeniz ikliminde yetişen bitkiler, tropikal türler, soğanlılar kendilerine ayırılmış kısımlarda bulunuyor. Bunların kapalı alanda olmasının sebebi de nem-sıcaklıklarının devamlı kontrol altında tutulması. Bu bitki grupları ayrı ayrı kapalı alanlara yetiştirildiği gibi aralarda kapılar bulunan tek bir kompleks altında da toplanabiliyor. Ağaçlar koşullar uygunsa açık alanda yer alıyor, ama sadece ağaçların bulunduğu botanik bahçeleri (ya da doğa alanları) da mevcut ki buna "arboretum" adı veriliyor. 

Sonbahar çiğdemleri Eylül başında çiçeklenmişti Graz'da
Botanik bahçelerinde tüm bitkilerin kimlik kartları var ve meraklıları bu kimlik kartında (plakette) bitkinin Latince ve diğer dillerdeki isimlerini, familyasını, ana vatanını görüp öğrenebiliyor.
    
Ayrıca botanik bahçelerinde üretim seraları ve ziyaretçiler için etkinliklerin düzenlendiği toplantı ve eğitim salonları, bilgilendirici broşür, kitapların satıldığı satış büroları da  bulunabiliyor. Tabii kurutulmuş bitki örneklerinin bulunduğu herbaryumları da unutmamak gerek...

Botanik bahçeleri gezerken çok hoşuma giden bir nokta da insanların bahçeleri özgürce gezmeleri. İsteyenler bisikletleri ile gelmiş bahçe içinde geziyor, isteyen termosuna çay-kahvesini almış yerlere yayılmış kitap okuyor, anne-babalar 3-5 yaşlarındaki çocuklarını yanlarına almış onlara doğayı tanıtıyor... Sanırım sırf bu nedenlerle bile ülkemizde botanik bahçelerinin sayısının ve mevcut olanların kalitelerinin artmasını isterdim...

Botanik bahçeleri yazıları bir seri olacak muhtemelen, okuyan herkese doğa ile iç içe günler dilerim :)