16 Mayıs 2020 Cumartesi

Retinole Alternatif: Bakuçiyol


Geçen hafta eve gelen dergilerden birini (Better Homes & Gardens) okumaya başladığımda kozmetik ürünlerin yer aldığı bir sayfa dikkatimi çekti. Bu yılın yıldızı bakuçiyol (bakuchiol), a vitamini retinole alternatif bir etken madde olarak tanıtılıyordu. 


Hemen hızlıca bir araştırma yaptım. Kozmetik dünyasına yakın zamanda girmiş bu doğal kaynaklı yaşlanma karşıtı ile ilgili bilgileri okudukça konu daha da derinleşti. Bakuçiyol nedir siz de benim gibi ilk defa duyuyorsanız gelin tanıştırayım.


  

Bakuçiyol meroterpen (terpen parçası içeren) yapıda bir terpenofenol. 




İlk defa 1966’da baklagiller (Fabaceae) familyasından Psoralea corylifolia isimli bitkiden izole edilmiş. Bitkinin Latince adı, taşıdığı kumarin yapılı bileşiklerden (psöralen) geliyor. Sanskritçe adı bakuçi, babçi olan bu bitkinin tohumlarından elde edildiği için maddeye de bakuçiyol adı verilmiş. Bitki Himalayalar’dan Çin, Hindistan ve Güney Afrika’ya kadar yayılış gösteriyor. 






Bitkiden, Geleneksel Çin Tıbbı ve Ayurveda’da cilt hastalıklarında karşı yararlanılıyor. Bitkinin kemoprotektif, antitümör, antidiyabetik, antioksidan, antimikrobiyal, antienflamatuvar etkileriyle ilgili bilimsel çalışmalar mevcut. Ayrıca bitki ekstrelerinin cüzzam yaraları, vitiligo gibi ciddi cilt hastalıklarına karşı kullanıldığı da kayıtlı. Bitki ekstreleri içeren ürünlerin etkinliğinin incelendiği 5 kadar klinik çalışma mevcut.

Bakuçiyole dönecek olursak, ilk defa harici uygulanan bir ticari ürünün bileşimine girdiği tarih 2007 (Sytenol). Yapılan bilimsel araştırmalarda birçok etkisi bulunmuş (antienflamatuvar, antioksidan, antikanser, antibakteriyel). Antiandrojenik etkisi dikkat çekici, prostat kanseri hücrelerinin üremesini engellemiş.




Ciltle ilgili etkileri neler bir de onlara bakalım: 
           o antiaging (yaşlanma karşıtı)
            o hücre yenilemesini uyarıyor
             o kollajen üretimini arttırıyor
              o ciltteki açık renkli bölgeleri cilt rengine eşitliyor
               o kırışıklıkları yumuşatıyor
                 o cilt yapısını ve tonunu düzeltiyor

Bu etkiler için altın standart olan retinolün tahtını nasıl sallıyor peki derseniz retinolün sahip olduğu dezavantajlara sahip değil. Yani retinol gibi tahriş edici değil tam tersi onarıcı. Bu sebeple, cilt kuruluğu, kızarıklık, aşırı hassasiyet, güneşe duyarlılık gibi şikayetleriniz varsa retinollü ürünler yerine artık bir alternatifiniz var. Ayrıca a vitamini ve türevlerinin hamilelik ve emzirme dönemlerinde kullanılmaması gerekirken bakuçiyolün bu dönemlerde güvenilir olduğu belirtiliyor.  

Dünya piyasasındaki ürünlerine bakacak olursak; bakuçiyol, serum, krem, temizleme mendili formlarında karşımıza çıkıyor. Türkiye piyasasında bunlardan hangileri var bilemiyorum ama yakın zamanda farklı ürünlerde bu doğal kaynaklı retinol alternatifine sıkça rastlayacağız gibi görünüyor.


16 Ekim 2019 Çarşamba

Drogların Makroskobik ve Mikroskobik Özellikleri


Mayıs ayında Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı’ndan sevgili arkadaşım Gökalp İşcan’dan müjdeli bir haber aldım. Uzun zamandır üzerinde çalıştıkları kitapları artık basımevinden çıkmış, ellerine ulaşmıştı. Sevinç ve heyecanını paylaştığı kişilerden biri olduğum için çok mutluyum ve yazarların kitabı Amerika adresime ulaştırmak için verdikleri uğraşa da ayrıca teşekkür etmeliyim.

  
Kitabın adı Bitkisel Drogların Makroskobik ve Mikroskobik Özellikleri. Gökalp İşcan; Fatih Demirci hocam ve Sevgili Bülent Yavuz Köse birlikte harika bir iş çıkarmışlar. Ellerine emeklerine sağlık. Kuşe kağıda renkli baskı olarak basılan kitap; 350 sayfa ve 160 drogu ayrıntılı olarak inceliyor. Kitapta 1300’e yakın görsele yer verilmiş.



Aşağıda örnek bir sayfa var. Drogun; Latince ve Türkçe adı, Avrupa Farmakopesi’nde yer alıp almadığı, elde edildiği bitki ile bu bitkinin familya adını, drogun İngilizce ve Almanca isimleri takip ediyor. Makroskobi kısmında drogun morfolojik özellikleri ve kaba drog görüntülerine yer veriliyor. Mikroskobi kısmında ise kaba ve toz edilmiş drogda görülebilecek karakteristik doku ve elementlere yer veriliyor. Daha sonra bunların uygun büyütmede çekilmiş net ve tanımlayıcı fotoğraflarını görüyorsunuz.



Benzer bir kitabın dijital haline yıllar önce rastlamış ve kendi lisans üstü dersimi hazırlarken kitaptan bolca yararlanmıştım. Ancak kitap Almanca idi ve o dönem keşke bir babayiğit çıksa da şu kitabın Türkçe’sini yazsa demiştim. Kitap haberini alınca belki de bu sebeple mutluluğum ikiye katlandı.


Kitabın basım ve dağıtımını Antalya Eczacı Odası üstlendi. Haziran sonunda Antalya’da düzenlenen bir basın toplantısı ile kitap, eczacı meslektaşlarımıza ve medyaya tanıtıldı. Bu basın toplantısında; bitkilerin sağlık için kullanımı sırasında istenen etkinin görülebilmesi için doğru bitkiden elde edilmiş ve uygun kalitedeki droglara ulaşmanın ne kadar önemli olduğu vurgulandı. Bu anlamda; bu kitabın, drogların doğru bitkilerden elde edildiğini kanıtlamada yardımcı olarak kullanılabilecek bir başucu kaynağı olacağının üzerinde duruldu.

Basın toplantısı ile ilgili medyada birçok habere rastladım. Bunlardan ikisinin linki;

Kitabı temin etmek isterseniz; antalyaeczaciodasi@gmail.com adresinden Antalya Eczacı Odası ile iletişime geçebilirsiniz.

Kitaplıklarımızın alanımız ile ilgili Türkçe kitaplarla dolup taşması dileğimle, sevgiler...

12 Ekim 2019 Cumartesi

Alıç Ağacının Gölgesinde Anadolu Bozkırları

Sosyal medyanın hepimizin hayatında az veya çok yer tuttuğu, bir günümüz gerçeği. Birçoğumuz, sosyal medyadaki kimliklerin gerçeklerden uzak, abartılı olduğu ve bu ortamlardaki kişisel paylaşımların sınırlı tutulması gerektiği fikrindeyiz. Bazılarımız içinse sosyal medya, günlük hayatta kendini ifade etmekte zorlanan, mahalle (ortam) baskısından çekinen, üzerine dikilen elbise içinde kendini bir türlü rahat hissedemeyenler için hayli özgür bir alan.


Benim kendime yakın fikirlere, zevklere ve yaşam tarzına sahip birçok meslektaşımla, bilim meraklısıyla, sanat severle, yazarla, çizerle sosyal medya üzerinden derin sohbetlere dalmışlığım, arkadaş olup sonra yüzyüze tanışmışlığım var. Bu kişilerden biri de; instagramdan tanıdığım kullanıcı adı ile @timelessheron, yani Mutlu Kart Gür. Kendisi Hikmet Birand’ı çok seven bir akademisyen, zoolog, biyolog, yazar ve çizer. Aylar önce onunla, çıkardığı son kitabı üzerine uzun uzun sohbet ettik. Blogumda kitaptan bahsetmek isterim deyince memnuniyetle kabul etti teklifimi.




Kitabın hikayesi 2011’de başlamış. Mutlu, Tuna Ekim hocaya gidip Hikmet Birand hocanın anısına bir bozkır kitabı hazırlamak istediğini anlatıyor. Tuna hoca birlikte çalışmayı kabul ediyor ancak yoğun programı sebebiyle editörlük işlerinin çoğunu Mutlu’nun üstlenmesini istiyor. Bunun üzerine Mutlu heyecanla, konusunun uzmanı biyologlardan yazılar ve görseller toplamaya başlıyor. Kitap ancak 2018 yılında yani Hikmet Birand hocanın ölümsüz eseri Alıç Ağacı İle Sohbetler’in yayınlanmasının 50., Anadolu Manzaraları’nın ise 60. yılında hazır hale geliyor. Basım için ilk ziyaret edilen yayınevi Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları oluyor. Başvuru hemen kabul edilse de kitabın basılması için gereken son düzenlemelerle kitap ancak 2019’da kitapçılardaki raflarda yerini alıyor.


Hayatının 39 yılını Ankara’da geçirmiş yani tam anlamıyla bozkırlı bir doğa sever olarak bozkırın önemini öğrenmem hayli geç oldu. Kafamdaki, her yere ağaç dikilir mi, her yer ormanlaştırılmalı mı gibi sorulara bozkır hakkındaki kitapları okudukça ve 90’lı yılların sonunda tanıştığım doğa koruma camiasından arkadaşlarımla sohbetlerimizde cevap buldum. Vardığım sonuç; bozkır ayrı bir habitattır. Cılız ve zayıf gözüken oysa çetin kışlara ve kurak yazlara dayanan otsuları, alıç, meşe, ahlat ağaçlarıyla, börtü böceği, kelebeği, tarla faresi, gelengisi, kızıl şahiniyle yani florasıyla ve faunasıyla bir bütündür, öyle kalmalı öyle korunmalıdır.

Kitaba dönecek olursak; bu güzel bozkır kitabının başında Hikmet Birand’ın kapsamlı özgeçmişini ve eserleri hakkında ayrıntılı bilgileri bulacaksınız. Kitaptan Türkiye ve Dünyadaki bozkır bitkileri, onların yaşamları, bozkır etnobotaniği, tuzcul bozkırlar, bozkırın yok olmakta olan bitki türleri ve ülkemizdeki bitki sosyolojisi çalışmaları hakkında çok şey öğreneceksiniz. Hepinize keyifli okumalar. Fikir ve yorumlarınızı unutmaz da aşağıya eklerseniz çok sevinirim.

Benim 14 Şubat 2012 tarihli Alıç Ağacı İle Sohbetler isimli yazımı okumadıysanız buyrun; http://kognozi.blogspot.com/2012/02/alc-agac-ile-sohbetler.html

Kitap hakkında yapılmış ve Tuna Ekim hocanın konuk olduğu bir radyo programı için; http://acikradyo.com.tr/botanitopya/tuna-ekim-ile-anadolu-bozkirlari-uzerine