5 Şubat 2012 Pazar

Umutla kardelenleri beklemek

Dondurucu soğuklar, Ankara sokaklarından hala kalkmayan kar-buz, sisli ve gri sabahlar, kısaca kışın sevimsiz yüzü insanın yaşam enerjisini azaltıyor. Bense umutla kardelenleri bekliyorum...
Galanthus nivalis L.
Bekliyorum, çünkü kardelenler bir anlamda baharın müjdecisi. Karlar erirken toprağı hatta üzerlerindeki kar tabakasını delerek göğe uzanıyor ve ocaktan ilkbahar ekinoksuna kadar çiçek açıyorlar. 

Kardelen ismi ülkemizde Amaryllidaceae familyasından Galanthus türlerine verilen genel bir ad aslında. Bitkinin çiçekleri göğe değil toprağa doğru döndüğü için olsa gerek; halk, kardelenin yanı sıra garipçe, aktaş, kargasoğanı, boynu bükük ve öksüz Ahmet isimlerini de kullanıyor bitkiyi adlandırmak için.  Hadim ve Taşkent'te kullanılan cımbırt, kurt çiçeği, bardakçıl çiçeği, tamtakırdak isimleri ise benim ilk defa duyduğum isimleri. 

Ülkemizde (TUBIVES'e göre 
http://turkherb.ibu.edu.tr/index.php?sayfa=dizin&cins=Galanthus) 13 Galanthus türü Kuzeybatı, Batı, Güneybatı, Güney ve İç Anadolu'da yayılış göstermekte. 

Leucojum aestivum L.
Yabancı kaynaklarda Galanthus'ların aynı familyada bulunan Leucojum ve Acis türleri ile zaman zaman karıştırıldığı belirtilse de ülkemizde Acis türleri yetişmiyor. Leucojum'larda ise tepaller birbiri ile eş büyüklükte ve her tepal ucunda yeşil noktacıklar var. Böylece türler de karışmıyor, yani doğada gördüğünüzde bu yolla ayırmanız mümkün.

Yakın zamanda araziye çıkacaksanız, kardelenleri 0-2000 metre arasında kayalık, orman altı, yamaç, yarı nemli çayır, genellikle bol humuslu gevşek topraklarda görmeniz mümkün. Ben kardelenleri doğada ilk defa (sanırım 2006'da) Mersin'in yaylalarından birinde görmüş ve hayran kalmıştım. Çağlar'ın teyzesinin evinin yakınlarıydı, şehir merkezinde manolyalar açmış ama yaylayı Iris (süsen), Cyclamen (siklamen) ve orkide türleri sarmıştı. Kardelenlerle ikinci karşılaşmam ise şimdilerde belediyenin park yaptığı o zamanlar Milli Parklar'a ait olduğu halde içinde koccaman bir otel bulunan Soğuksu Milli Parkı'nda olmuştu. Soğuklardan bıktığımızda çıktığımız bir arazi gezisinde otelin tel örgülerinin hemen dibinde kar sularının geçtiği bir alanın hemen yanındaki yamaçtalardı. Sanırım ne kadar güzel olduklarını ne ben anlatabilirim burada ne de koyduğum fotoğraflar yeterli olur anlatmaya. Umarım sizin de onları doğada görme şansınız olmuş veya olacaktır...

E biraz da farmakognozi açısından bakalım dersek ülkemizde bitkinin toprak üstü kısımları kalbi kuvvetlendirici, mideye iyi gelen ve adet söktürücü ilaç; toprak altı kısımları ise taze haldeyken ezilerek, çıbanları olgunlaştırmak için hazırlanan lapa olarak kullanıldığını görüyoruz. Bitki bulundurduğu alkaloitler ve lektinler sebebiyle birçok araştırmanın konusu olmuş (Ege Ünv. Eczacılık Fakültesi'nden Prof. Dr. Mustafa Ali Önür ve ekibinin çalışmaları gibi). 

Tabii kardelen diyince nergislerle ilgili yazıda da adı geçen galantamini tekrar zikretmek gerek. Asetilkolin esteraz inhibitörü etkisi 1950'lerde Rusya'daki çalışmalara konu olan galantamin, ilk kez Galanthus türlerinden elde edilen daha sonra sentezi de yapılan bir alkaloit. Myastenia, miyopati, bazı santral sinir sistemi bozuklukları, polio gibi hastalıklarda kullanılmış olan galantamin, günümüzde halen Alzheimer tedavisinde önemli bir doğal birleşik.  

Kardelenlerle ilgili bu yazıyı yazma fikri aklıma takıldığından beri elimde gezdirdiğim, ara ara göz attığım bir kitaptan da bahsetmeden geçemeyeceğim.  Kitap "Türkiye'nin Ekonomik Değer Taşıyan Geofitleri Üzerinde Taksonomik ve Ekolojik Araştırmalar" ismi ile 1991 yılında Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından basılmış. Kitap, aslında uzun soluklu bir projenin sonuç raporu olma özelliğinde. Ülkemiz botaniği adına çok önemli isimler olan Tuna Ekim, Mehmet Koyuncu, Adil Güner, Sadık Erik, B. (?) Yıldız ve Mecit Vural'ın imzası bulunan çalışma 1981-84 yılları arasında sürdürülmüş ve doğadan sökülerek yurt dışına satılan geofitlerin doğadaki durumunu araştırmayı amaçlamış. Okudukça şaşırıyorum. Yabani çiçek soğanı ihracatı yurdumuzda ilk olarak Frans Sloser tarafından 1885 yılında başlatılmış. İzmir'e yerleşen bu şahıs önce Toroslardan Galanthus elwesii ve Tulipa humulis soğanlarını ihraç ederek başladığı ticareti zamanla diğer türleri de toplayarak gittikçe genişletmiş. Oğlu 1975'e kadar baba mesleğini devam ettirirken torunu ise 1975 sonrası tıbbi bitkilerimizi toplayıp ithal etmeye başlamış. Amcanın torununun adı bile F. Elwessi Sloser, düşünün artık... Durumun vehameti öyle çarpıcı ki! Ülkemizden toplanan onca tür, yıllara göre (1923-83 arası) tonlarla ifade edilen toplanma sayıları, yok olma tehdidiyle karşı karşıya olan onca türümüz, bu türler arasında da Galanthus'ların ilk sırada olması...

Ve durumun değişmediğini, yasakların her sene tekrardan konulduğunu gösteren daha geçen yıldan bir haber;
"Bahar mevsiminin müjdecisi sayılan ve "Torosların gelinliği" olarak adlandırılan ancak bilinçsiz söküm nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan kardelenler koruma altına alındı. 
Akseki ilçesine bağlı mera ve yaylalarındaki Toros kardeleninin, yanlış ve zamansız sökümle benzeri bitkilerle birlikte kaybolma noktasına gelmesi nedeniyle Akseki Kaymakamlığının Tarım ve Köyişleri Bakanlığına yaptığı bilgilendirme çalışmaları sonucunda kardelen soğanının sökümünün 10 yıl süre ile yasaklandığı bildirildi. 
Doğal Çiçek Soğanları ile ilgili olarak 12 Kasım 2010 tarih ve 27757 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2010/54 nolu Tebliğin 6. maddesinin (b) fıkrasında, "Antalya İli Akseki ve İbradı İlçe sınırları içerisinde Galanthus elwesii (Toros Kardeleni) türünde doğadan söküm yapılması yasaktır" denilmektedir. Tebliğe göre kardelen soğanlarının 10 yıl süre ile sökümünün yasak olduğu, Akseki İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından tüm köy ve mahalle muhtarlıklarına tebliğ edildiği belirtildi."


Ülkemizdeki doğal hayatı koruma derneklerinin ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yabani çiçek soğanlarımızın doğadan toplanmaması, köylü tarafından üretiminin desteklenmesi, öğretilmesi üzerine bazı projeleri olduğunu biliyorum. Umarım bu projeler küçük çaplı pilot uygulamalar olmaktan çıkar ve doğadan toplamanın önü bu yolla kesilir. 

Kardelenleri görebileceğimiz, çocuklarımıza gösterebileceğimiz nice baharları beklemek, umutla...

Göz attıklarım, belki bakarsınız dediklerim:
http://turkherb.ibu.edu.tr/index.php?sayfa=dizin&ciBns=Galanthus
http://en.wikipedia.org/wiki/Galanthus
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kardelen
https://documents.anadolu.edu.tr/bihat/e-kitap/dscelikpdf.pdf

7 yorum:

  1. Eline sağlık, çok güzel bir derleme olmuş. Akıcı anlatımın da hiç sıkmadan yazının okunmasını sağlıyor...

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Gökalp, hem vakit ayırıp okuduğun hem de görüşlerini paylaştığın için :)

    YanıtlaSil
  3. Şebnem Harput6 Şubat 2012 23:45

    Nilüfercim ben de yazını yine cok begendim. Ozellikle yabani çiçek soğanlarının kaçırılmasına artık bir dur denmesi gerekiyor. Sadece geofitler değil tabii. Pek çok bitki bu şekilde ülkemizden kayıp gidiyor. Herbaryum örneği kadar bile alınmasına bizlerin izin vermememiz gerekli. Genetik araştırmalar için çok az örnek bile yeterli olabiliyor. Oysaki Turkiye'ye gelen yabancı araştırmacıların kongre gezilerinde ufak bitki örnekleri topladıklarına hepimiz şahit olmuşuzdur. Bu yaz Almanya'ya giderken havaalanında pasaport kontrolde kocaman bir uyarı vardı bitki çıkartılmasının yasak olduguna ilişkin. İlk defa rastladım. Ozellikle bu yıl olan olaylar sanırım cok kişinin dikkatini çekti. Dilerim zamanla daha iyi şeyler olur..

    YanıtlaSil
  4. Çok teşekkür ederim Şebnem hocam. Fikirlerinize sonuna kadar katılıyorum. Anadolu türlerinin daimi olarak saklanması için devam eden bir gen bankası projesi var mıdır bilemiyorum. Nuh'un Gemisi projesi hem bilgi bankası hem de gen bankası kurma amaçlıydı ama boyutu, şu anki durumu ve geleceği hakkında fikrim yok. (http://www.nuhungemisi.gov.tr/IlgiliDokumanlar/NuhunGemisiBrosur.pdf).
    Sıfır Yokoluş ne kadar anlamlı bir slogan aslında.
    Havaalanında farkettiğiniz uyarıların ve gazetelerde çıkan yakalama haberlerinin artmasının sebebi de muhtemelen verilen eğitimler. (Geçen dönem İlhan Gürbüz hocamla birlikte gittiğim Mecit Vural hocamın bir sunumunda bundan uzun uzun bahsedilmişti.) Galiba bu eğitimler uzun süreli olursa gelecek yıllarda bu eğitimlerin meyveleri toplanacak ve tür kaçakçılığının önüne geçilebilecek.
    Tabii ihbarların da yeri büyük. Kelebek, kuş, orkide gözlemcisi arkadaşlarımızın (Mesela Bahar Bilgen, Serdar Aslan) Jandarma'yı arayarak böcek kaçakçılarının yakalanmasını sağladıklarını biliyorum :)
    İyi dileklerinize katılıyorum, sevgi ve saygılarımla...

    YanıtlaSil
  5. Çok güzel toparlamışsın Nilüfer, ellerine sağlık. Tüm geofitler aynı durumda aslında ve yapılacak çok şey var. Halkın da bilinçlenmesi şart. Keşke bu eğitimler daha çok kitleye yayılabilse hatta senin bu yazını daha çok kişi okuyabilse. Sevgiler

    YanıtlaSil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. Teşekkür ederim hocam, ne kadar insana duyurabilirsek karımızdır. Ülkemizin tabiat varlıklarının tümü için geçerli; öğrenmeden, tanımadan korumuyor insanlar. O sebeple insanları etkileyebilecek güzel fotoğrafları paylaşarak, onlara yönelik tehditleri, koruma için yapılabilecekleri anlatarak farkındalık oluşturmak gerekiyor. Elimden geldiğince, dilim döndüğünce ben de sosyal medyadan ve buradan üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum.
    Saygı ve sevgilerimle...

    YanıtlaSil